Ramazan ve Bağzı Şeyler:)))

YAZAR : Pazartesi, Mayıs 29, 2017



Görüntünün olası içeriği: açık hava Otomatik alternatif metin yok.

Karaman'da Bir Vitrin:)))

Otomatik alternatif metin yok.
Ne acı:((((
Görüntünün olası içeriği: gökyüzü ve açık hava
Tarihe saygı, geçmişi korumak. Adamlar koruyor....

Görüntünün olası içeriği: açık hava
Ne güzel bir ilan. Gözlerim doldu. Çok teşekkür etmek isterim. 

ORUCU BOZAN 10 YEMEK
1. Vergi ve zekat kaçırarak yetimin, yoksulun hakkını yemek.
2. Düşük ücretle işçi çalıştırarak çoluk çocuğunun hakkını yemek.
3. Kamuda liyakatsız ve ehliyetsiz kişileri makamlara atayarak halkın geleceğini yemek.
4. Elektriği kaçak kullanarak milletin hakkını yemek.
5. Trafikte sağdan soldan öne geçerek geride bıraktıklarının hakkınıyemek.
6. Ticarette hile yaparak müşterinin hakkını yemek.
7. İsraf ederek gelecek nesillerin rızıkını yemek.
8. İnsanların düşünce ve inançlarına baskı yaparak özgürlüğünü yemek.
9. İhalelerde hile yaparak vatandaşın hakkını yemek.
10 Yalan söyleyerek, dedikodu yaparak, iftira atarak toplumun huzurunuyemek.
[ Muhammet Yılmaz ]

Hayırlı Ramazanlar herkese.....

Yedikleriniz İlacınız Olsun

YAZAR : Çarşamba, Mayıs 24, 2017
yedikleriniz ilacınız olsun ile ilgili görsel sonucu

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu'nun İlaçsız Tedavi Yöntemleri isimli bir kitap yazıyorum. Bu kitap için araştırmalar yaparken çok sık karşıma beslenme ve DEHB ilişkisi çıkıyor. Ayrıca Haşimato Tiroditi rahatsızlığım var ve bu konuda da bulduğum herşeyi okuyorum. Facebook'ta bir gruba üyeyim ve bu grupta da paylaşılanlarda yediğimiz şeylerin ne kadar önemli olduğundan bahsediliyor. Bütün bu araştırmalar bana aslında beslenmenin ne kadar önemli olduğunu ve insanlar için beslenmenin sadece alışkanlıklardan ibaret olduğunu düşündürttü. Yani bir düşünün yediğiniz şeyleri neden tercih ediyorsunuz? Çünkü tadı hoşunuza gidiyor. Çünkü ailenizde böyle beslenirdi. Peki yaşadığınız her hangi bir sorunun yediklerinizle alakalı olduğunu bilseniz ve beslenmenizi değiştirerek bu sorundan kurtulabileceğinizi bilseniz beslenmenizi değiştirmezmiydiniz? Ben sizin yerinize cevap vereyim çünkü kendimden biliyorum ki sorun sizi çok rahatsız etmedikçe değiştirmezdiniz. Çünkü alışkanlıklar öyle güçlü ki, "anahtarları denize atılmış kilit" gibiler. Alışkanlıkları değiştirmek için çok güçlü bir irade gerekiyor ve eğer gerçekten çok sıkıntı yaşamıyorsak bu iradeyi gösteremiyoruz. İnsan doğası bu yani hepimiz öyleyiz. Yok aslında birbirimizden farkımız:))))))

yedikleriniz ilacınız olsun ile ilgili görsel sonucu

* "Beslenme yanlışsa ilacın yararı yok, beslenme doğruysa ilaca gerek yok!"

Otizm, Depresyon, Dikkat Eksikliği, DEHB, Fibromiyalji, MS, Kronik Yorgunluk, Kas Ağrıları, Haşimato Tiroiditi gibi bir çok hastalığın kaynağında bozuk bağırsak floramız var. Daha önceki yazılarımda paylaşmıştım, Doktor Natasha Campbell isimli bir anne otizmli oğlunun bağırsaklarını iyileştirerek otizmini iyileştirmiş ve bir klinik açarak ve bir kitap yazarak isteyen herkese yardım etmeye başlamış. Kendisi Nöroloji Uzmanı ama oğlu hasta olunca bakmış ki tıp otizm konusunda bir çare bulabilmiş değil. Bunun üzerine araştırmalara başlamış ve elde ettiği başarılı sonuçlardan sonra bunu herkese duyurmaya karar vermiş.
 Fark ettiyseniz ne varsa annelerde var :))) Ben de oğluma hemen DEHB teşhisi konulup ilaç başlanması üzerine bu konuya yoğunlaşmıştım mesela:)))
gaps kitabı ile ilgili görsel sonucu
Dr. Natasha Campbell'in GAPS - Bağırsak ve Psikoloji Sendromu kitabı yukarıdaki resimde gördüğünüz kitap. Kitapta AIP diyeti diye adlandırılan diyeti uygulayan ve iyileşen çok sayıda insanın da hikayesi var. Ve Dr. Natasha diyor ki; "Günümüz modern tıbbı hastalıkların semptonlarını geçirici ilaçlar veriyor. Hiç bir hastalığın kaynağına inmiyor ve hastalıkların çoğu bağırsaklarımızdan başlıyor. Yani bağırsaklarımızı iyileştirmeden hastalığı iyileştiremeyiz".
Son zamanlarda bu konuya gereken önemi veren doktor sayısının arttığını görüyorum. Televizyonlarda, internette daha çok doktor bağırsak tedavisini uyguluyor. Bu konuda Türk Doktorlar tarafından yazılmış kitaplarda var.
Bu konu uzun bir konu ve ben öğrendiklerimi sizinle paylaşmaya devam edeceğim. İsterseniz sizde internette araştırabilirsiniz tabi. Derman arayan insanlara bir faydamız olur belki.


Ankara Kahve Çikolata Festivali

YAZAR : Salı, Mayıs 23, 2017
ankara kahve çikolata festivali ile ilgili görsel sonucu
Ankara son zamanlarda bir festival şehrine dönüştü. Festivaller çok arttı ve ben buna çok memnunum. Mesela cumartesi günü o kadar hastayım ( bir belim ağrıyor, bir belim ağrıyor üzerinize afiyet) ona rağmen gezmekten geri kalmıyorum. Bu yüzden kimse inanmıyor hasta olduğuma:))))
Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve iç mekan
Ankara ATO Congressium'daydı festival. Kahve standları ve çikolata standları , firma standları vardı . Her firma ürünlerinden hazırlayıp veriyordu isteyenlere. Ama standların önü çok kalabalıktı ve sıra beklemek gerekiyordu uzun süre. Giriş 20 TL . Bence ücretsiz olmalıydı. Çünkü zaten içeride de  para ile satılıyor bazı ürünler. 
  Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, gülümseyen insanlar, oturan insanlar ve iç mekan
Ben çocuklarla birlikte gittim. Kahveci annenin kahveci çocukları bunlar. Biz küçükken kahve içirmezlerdi bize. "Çocuklar kahve içmez" derdi annem. Hatta bana "kara kız olursun" derdi. Biz çok safmışız küçükken sanırım şimdiki çocuklar asla inanmaz böyle şeylere:)))
Otomatik alternatif metin yok.
Bu da çikolata kaplı araba:))) Bizim arabayı çikolata kaplamışlar:)))) Olsa fena olmazdı valla.
Daha çok festival olsun , ben seviyorum festivalleri:)))

Kızılcahamam Gezisi

YAZAR : Pazartesi, Mayıs 22, 2017

Merhabalar
Hafta sonu Kızılcahamam'a gittik. Yıllardır Ankara'da yaşayıp 1 kere bile gitmemiş olmamıza çok şaşırdım, ama gidince düşündüm bunu:)))
Daha önceki yazılarımda bel fıtığından çok sıkıntı çektiğimden bahsetmiştim. Ve şubat tatilinde Afyon'a Termal Otel'e gittiğimden ve bel ağrımın geçtiğinden de bahsetmiştim. Kaplıcanın bu kadar faydalı olduğunu bilmiyordum. Şimdi ne zaman yanıma birisi gelse belim ağrıyor veya omurgasının bir yerleri ağrıyor dese hemen kaplıcaya gitmesini öneriyorum. Çünkü termal su ağrıyan bölgedeki spazmı çözüyor ve ağrı böylece geçiyor. 
Yani yıllardır hiç merak edip gitmediğimiz Kızılcahamam'a bu yüzden gittik:))) Üstteki resimde Kızılcahamam yazısını görünce "sanırsın burası Hollywood" dedim:)))) Aynı öyle yazmışlar. 

çam otel ile ilgili görsel sonucu
Kızılcahamam'da çok sayıda termal otel var. Hiç bilmediğimiz için ve daha önce hakkında " çok güzel , yeni açılmış" falan gibi şeyler duyduğumuz için Çam Otel'e gidelim dedik. Yukarıda görmüş olduğunuz havuz Çam Otel'in kadınlar bölümü. Erkekler bölümü ve karma bölüm de var. Ancak bu havuzlar normal havuz yani termal su değil. Yine aynı şekilde her bölümde daha küçük termal havuzlar var. Ben de termal havuz için gittiğimden daha çok onları tercih ettim. Ama termal havuzda 10 dakikadan fazla kalınmaması sağlık açısından önemliymiş. 10 dakikadan sonra biraz dinlenmek gerekiyor zaten çünkü nefes almakta zorlanmaya başladım ben 10 dakikadan sonra. Ve yine çok şükür bel ağrıma çok iyi geldi.

Görüntünün olası içeriği: bitki, yazı ve açık hava

Akşam üzeri acıkınca Tripadvisor'da en çok puan alan Tokdoyuran Restoran'a gittik. Yani heralde açı doyurmak kolay asıl mesele toku doyurmakta demişler, ata sözüne atıfta bulunmuşlar. Gezerken gittiğim yerlerde o yöreye has şeyler yemeyi seviyorum, bu yüzden "buraya özgü yemeğiniz ne?" diye sorduk. Kuzu küp kapama isimli bir yemek olduğunu söylediler. Garsonu ve çalışanları çok ilgiliydi ve yemekler de gerçekten güzeldi. 
Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, gülümseyen insanlar, oturan insanlar, masa ve iç mekan
Ezgi bize küsmüştü de:)))) O yüzden o kadar mutsuz bakıyor:)))
Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar, yürüyen insanlar ve açık hava
Şehitler Parkı'nda ki Şehitler Ağacı. Dalları asker künyelerinden oluşuyor. Duyduğuma göre biri şehit olunca künyesini buraya gönderiyorlarmış. Ne kadar çok şehit var değil mi? İnsanın gözleri doluyor. Çok duygulandım bu ağaca bakarken:(
çam otel ile ilgili görsel sonucu

Ayrıca Kızılcahamam çok yeşil bir yer. Huzur veriyor yeşillik insana. Soğuksu Milli Parkı'nın içinde de termal oteller var. Biz gittiğimizde hava epey soğuk olmasına rağmen insanlar piknik yapıyorlardı. Bir gün de buraya piknik yapmaya, ormanda gezmeye gelmek lazım dedik. Özellikle oğlumun içinde kaldı ormanda gezememek . Ama bel ağrıma iyi geldiği müddetçe biz buraya ayda bir geliriz gibime geliyor:))) Termal için olmasa bile orman için yeşillik için gelinir. 
Ankara civarında gezilecek yerler arayışındaysanız kesinlikle Kızılcahamam tavsiye olunur. Ayrıca uzak ta değil 70 km falan merkeze.

Hangi Bitki Çayı Neye İyi Geliyor?

YAZAR : Perşembe, Mayıs 18, 2017
Hangi bitkisel çay hangi rahatsızlığa iyi gelir?

Ne varsa doğada var. Ama bitki çaylarınıda bilinçsizce kullanmamak gerekiyor. Bazı sıkıntılara iyi gelen bitki çayları yukarıdaki fotoğrafta mevcut. Deneyin isterseniz.
Yalnız küçük bir uyarı doğal diye zararsızdır diyemeyiz. Sonu. olarak ilaçlarda bitkilerden yapılıyor. Herşeyin olduğu gibi bitki çaylarının da fazlası zarar. Günde 2-3 fincanı geçmemesi gerektiğini söylüyor uzmanlar.

IHLAMUR: Soğuk algınlığı ve gribe karşı en yaygın olarak kullanılan bitkidir. Öksürüğün yumuşamasına yardımcı olur. Bunun yanı sıra kabızlığın önlenmesinde de etkilidir. Çocuklara 6. aydan sonra doktor önerisiyle günde 1 veya 2 kez yarım kahve fincanı kadar verilebilir.
REZENE: Sindirimi kolaylaştırıcı, gaz giderici ve süt artırıcı etkileri nedeniyle anneler tarafından en sık kullanılan bitkilerdendir. 6. aydan önce ve özellikle yenidoğan döneminde bebeğe vermek yerine annenin tüketmesi daha doğrudur.
ANASON: Gaz giderici, sindirimi kolaylaştırıcı ve sakinleştirici etkisi vardır. Emzirme döneminde bebeğe doğrudan verilmemeli, anne içmelidir.
PAPATYA: Mide kramplarına ve uykusuzluğa iyi gelen bir bitkidir. Rahatlatıcı etkisi vardır. Çocuklara 6. aydan sonra doktor önerisiyle günde 1-2 kere yarım fincan verilebilir. Ancak bazı papatya türlerinin zehirli olduğunu unutulmamalı ve açıkta satılan papatya çayları tercih edilmemelidir.
ADAÇAYI: Soğuk algınlığı için en çok kullanılan bitkilerden biridir. Ancak östrojen yani kadınlık hormonu içermesi ve içeriğindeki diğer etken maddelerin yan etkileri nedeniyle 2 yaş altındaki çocuklara önerilmemektedir.
NANE: Spazm giderici etkisi bulunmaktadır. Bulantı ve kusma durumunda nane-limon çayı hem yetişkinler hem de çocuklar için kullanılan geleneksel içeceklerden biridir. 6 aydan büyük bebeklerde kullanabilir.
IHLAMUR: Soğuk algınlığı ve gribe karşı en yaygın olarak kullanılan bitkidir. Öksürüğün yumuşamasına yardımcı olur. Bunun yanı sıra kabızlığın önlenmesinde de etkilidir. Çocuklara 6. aydan sonra doktor önerisiyle günde 1 veya 2 kez yarım kahve fincanı kadar verilebilir.
ZENCEFİL:

Sindirime yardımcıdır.
Mide bulantısı, kusma ve baş dönmesine iyi gelir.
Taze limon suyu damlatılarak demlendiğinde ve bal eklendiğinde bağışıklık sistemini destekler.
Soğuk algınlığına karşı toz tarçınla hazırlanmış çay etkilidir.
KUŞBURNU:
C vitamini açısından en zengin meyveler arasındadır.
Bağışıklık sistemini destekler.
Cilt ve doku hastalıklarına iyi gelir.
Adrenal fonksiyonunu düzenler.
YASEMİN:
Everji verir.
Yağ yakımını hızlandırır.
Strese karşı etkilidir.
Ağız kokusuna iyi gelir.
Sırt ağrılarına karşı içilebilir.
Kas spazmlarına iyi gelir.
Kolesterolü düşürür.
Rahatlatır.


Blogger tarafından desteklenmektedir.